19 Ağustos 2017 Cumartesi

2 Ağustos 2017 Çarşamba

Hasbihâl





Merhaba sevgili okur,

Gel ağustos sıcağında halleşelim seninle biraz.
Hazır gündüz uykusunu çok nadiren tercih eden kızım yatağına kıvrılmışken...
Hayatın telaşesi,
kafamıza ördüğümüz çoraplar derken yazmaya da vakit kalmıyor.
Bu hal korkutuyor beni
yazmaktan uzak kalmak ne kadar da kötü.
Bir burası var yazdığım, bir kızımın anı defteri, 
bir de görüşme imkanımın olmadığı enişteciğim.
Ne kadar da az yazar olmuşum şu sıralar.
Allah ayırmasın kalemden kağıttan.
Zaman geçiyor gidiyor yine,
ömür muhasebesi yapıyorum bu sıralar,
en çok geçirdiğim namaz sabah namazı
ve hep ağır bir imtihan oldu benim için.
Hem de uykuya öyle çok düşkün olmayan biri olarak 
bunu yaşamak çok ızdırap veriyor.
Otuzu devirmişken hayatımı değiştirmem için ne duruyorum diyorum kendime.
Hem vicdan azabıyla, kendimden utanarak yaşıyorum.
Yani dünya hayatım bile güzel geçmiyor namazım geçince,
ahireti var sen düşün...
Dua et bu kardeşine,
Rabbim ibadet sevgisi versin.

Gerisi aynı bildiğin gibi.
Issız evime ses gelecek bugün yarın,
annemler toplanıp geliyorlar.
İçimde bir kıpırtı, bir sağa bir sola koşturuyorum.
Sarmalar sarıyorum, börekler, kurabiyeler, meyve suları hazırlıyorum.
Sürekli bir plan peşindeyim
durmuyor zihnim.
Çok yorucu bir yıl geçti,
dahası kırıcı...
Fazlasıyla hak ettiler biraz özeni.
"Kopunca bir teli bağlansa da düğümlü kalır." demiş şair amma
gönüllerini eğlendirmek, sonra da vuslatla sürura kavuşmalarını görmek nasip olsun inşallah.
Ne demişler "Niyet hayr, akıbet hayr"
İşte böyle...
Hususi işlerimle, hislerimle meşgul ettim yine seni sevgili okur.
Bende durumlar böyle.

Ayrı bir post yazarım amma bunu da sormadan edemedim,
starbucks kurabiyesi yapıp yedin mi,
ismet Özel'in Kırk Hadis'ini okudun mu?

Sevgiler...